Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

misket

Stajyer

  • Konuyu başlatan "misket"

Mesajlar: 35

Kayıt tarihi: Sep 6th 2011

  • Özel mesaj gönder

1

Tuesday, 6.09.2011, 17:06

Sanal Kişilikler...

“Sanal Kişilikler… Nefret ediyorum her birinizden!”

Bu
söz yankılanıyor tekrar tekrar kulaklarımda… Bir saniye diyorum aslında
kulaklarımda yankılanmıyor ses, ekranımda görüyorum cümleyi… Kalın
puntolarla yazılmış ve gözüme gözüme giriyor… Msn listemdeki herkesi
unutup o iletiye odaklanıyorum. Sanal bir kişiliğin bir iletisi… Benden
nefret mi ediyorsun diye sormak geçiyor içimden. Hayır, hayır ben sanal
bir kişilik değilim ki… Ben gerçeğim işte burada, işte buradayım, benim
ve gerçeğim… Aklım karışıyor… Gördüğüm sanal kişi beni sanal görüyor ama
ben sanal değilim. Sözlerim sanal mı yoksa? Benden kopan şeyler değil
mi bunlar? Duygularımı yazıyorum içimdekileri yazıyorum yazan benim işte
nasıl sanal olabilir ki? Soru işaretleri uçuşuyor her yerde ‘sanal’ kelimesini düşünüyorum şimdi. Sanal kişilik nedir diye küçük bir araştırma yapıyorum. “Sanal
kişilik : kişinin olduğu değil olmak istediği hale bürünmesinin en
basit ve inandırıcı yoludur. Bilinçaltında şekillendirdiği kusursuz
karakteri ortaya çıkarır. tehlikelidir, insanı büyük bir hayal dünyası
oluşturmaya iter. “
Tüylerim diken diken oluyor, gözlerim fal taşı gibi açılıyor iliklerime kadar üşüyorum sanki…


Kendimi
düşünüyorum sanaldaki(!) ben ile reeldeki beni karşılaştırmak
istiyorum. Bir savcı olmalıyım şimdi gerekirse kendimi müebbede mahkum
etmeliyim. Sanaldaki ben diyorum belki daha konuşkan belki daha
yardımsever ya da daha insancıl… Nasıl konuşması gerektiğini bilen belki
de bazen fazla samimi... Bazen de normalden çok daha ciddi… Ama diyorum
reelde de ortama göre farklılaşmaz mı insan? Müziğe göre dans edilmez
mi hep? Bunu söyleyen avukat ruhum muydu savcı mı diye düşünmeden de
edemiyorum… Beyin fırtınasından elimde kalan bir kısır döngü oluyor.
Felsefe dersinde bu konuyu enine boyuna tartışmak istiyorum. Ama bir
hafta bekleyebileceğimi sanmıyorum bunun için. Sanal kişiliklerden(!)
yardım alsam diyorum… Onlara sorsam sanal kişilik nedir diye? Msn
listeme göz atıyorum ama henüz felsefeci ruhlu bir sanal kişiyi
eklemediğimi fark ediyorum listeme. Neyse diyorum ‘reel’deki
dostlarımdan yardım alırım. Birkaç kişiye açıyorum konuyu fakat
yüzlerinde alaycı bir gülümseme…Susmam gerektiğini anlıyorum. Kendi
içimde çarpıştırmaya devam ediyorum bulutları…


Sanala dönüp
, eski iletilere bakmak istiyorum acaba böyle düşünen başka kişiler de
var mı diye. “Internet Yazıklar Olsun Sana Nefret Ediyorum Senden…” diye
sitemkâr bir ileti görüyorum.
Başka bir iletide de “ ***[ sanal
kişinin kullandığı nick(!) ] Hakkın rahmetine kavuştu” yazıyor. Sanal
kişilik öldü diye haykırmak istiyorum. Gecenin sessizliğini bozmak
istemeyip bir de bloglara göz atmayı düşünüyorum. “Ekranda çıkan
yazılara bakıp neşelenmek, paylaşmak, hüzünlenmek ne kadar garip...Lakin
ben 29 harfe sığan bi hayat istemiyorum eminim...”

Sanal kimlik
bunalımı yaşayan “sanal kişiliklerin” serzenişlerine şahit oluyorum
sanaldan da olsa…Bir blog yazarının sanalda son sözlerini(!) hiç
değiştirmeden almak istiyorum yazıma “Bloğumun giderek benden
uzaklaştığını düşünüyorum. bana benzeyen hiçbir yanı yok. Benden
esintiler taşımadığı gibi son derece de yapay bir duruş sergiliyor.(…)
Sanal kimliğim göz kırpsa da bana butonların arasından, zor geliyor
herhangi bir yere “tık”lamak… “İnziva” diye bir kelimeyi öğrenişimin
üzerinden kaç yıl geçmiş hesaplamadan çekilmek istiyorum oraya.”

Bir
süre sonra gerçekliğin donduruculuğuyla yazmakta zorlanıyorum…
İnzivaya davet edip sanallığımızı, gerçeklikle yüz yüze olmaya
çağırıyorum benliklerimizi…




Emine Yavuz