Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

  • Konuyu başlatan "σкуαηυѕ"

Mesajlar: 3,169

Kayıt tarihi: Dec 29th 2009

  • 1082674
  • Özel mesaj gönder

1

Sunday, 23.01.2011, 05:22

Derin yaradır ihanet!



“Karadutum, çatal karam, çingenem….” diye başlar şiir ve devam eder gider.
Bir çoğumuz biliriz bu şiir'i. Ve sanırız ki şair, bu şiiri eşi için yazmıştır.
Oysa sairin esi için tam bir dramdır bu yazılanlar!


Karadut gerçeği;
1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüpteki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi'den bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı.

"Karadutum, çatalkaram, çingenem.
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karimsin…"


Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı, tabii herkesten çok hemen yani başında ki karisi Eren Eyüboğlu. Çünkü şiirde bahsedilen karısı, şu an yanındaki karısı değildi.

Şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın Mari Gerekmezyan için yazmıştı.
"Kara saplı bıçak gibi " Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan Sair – Ressamın sinesine "Kara saplı bir bıçak" gibi saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artik asklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi sanatında tam bir patlama yasıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendine dönmesini bekliyordu.

Yorgun yürek "Karadut" 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. İyeleşebilmesi icin antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. Bedri Rahmi genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesinden Mari Gerekmezyan'in ölüm haberi geldi. Bedri Rahmi yıkılmıştı!

Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı. O dönem içkiye başladı ünlü şair. Ürettigi ve dönemin ünlü olan eseri ise; "Türküler bitti, halaylar durdu, horonlar durdu. Hüzün geldi baş köseye oturdu. Yoruldu yüreğim yoruldu"

Eren Eyüboğlu eşinin bu zor dönemi atlamasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı; başardığını da sanıyordu. Taa ki büyük Klüp'deki o geceye kadar… "Karadut" u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hala kapanmadığının kanıtıydı. Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o geceyi" hatırlattı;

4 Ocak 1950 Paris
Canuşkam;
Klüpte bir gece, bir şiir okumuştun hani! Hatırladın mı?
Gözlerinden birden yaslar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim.
Sesin nasıl titremişti. Hey!
Bütün bunları hatırlıyor musun?
Sanki böğrüme kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum.
O gece…
Senin seneler sonra bile yanıp tutuştuğunun anlamıştım.
Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp ona güç vermesi için dua etmiştim.
Ruhun çektiği acıları Allah dindirsin.
Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yasamaktan mutluluk duyabilmeni sağlasın.
Eren


Bu dualar işe yaradı.

Bedri Rahmi 11 yasındaki oğluyla eşine geri döndü. 1974'deki ölümüne kadar gecen çeyrek asri, ayni evde çalışıp üreterek diz dize birlikte tükettiler.

Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte artik 35 yasına gelmiş oğlunu karsısına oturttu. "Babanı uğurladık" dedi. "Ama şunu bilmeni istiyorum ki ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiç bir kadın aşağılanmayı kabul etmez, buna katlandımsa, bil ki sadece senin hayatin kararmasın diyedir".



Bu veya benzeri Hayat hikayelerini okuduğum zamanlar duygulanırım. Güzelliklerin paylaştıkça çoğalacağından eminim ama güzeli paylaşma sevdiğin insanı paylaşmakla ölçülebilir mi?

Yukarıdaki hikaye cağımızda kabul edilebilir, veya fedakarlığın boyutu, gururu rencide etse de doğal olabilir mi?

Soru işaretleri .. Soru işaretleri ..

Ben Oyun Bozan Degilim,Bu Oyun Bastan Bozuk ..

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "ZeN" (23.01.2011, 19:15)


melye

Moderatör

  • "melye" bir kadın

Mesajlar: 23,427

Kayıt tarihi: Feb 6th 2010

Konum: ...HiÇ...

  • 990289
  • Özel mesaj gönder

2

Sunday, 23.01.2011, 17:14

Vay be ...eskidenmiş böyle affeden kadınlar ama...şimdi seslerini yükselten adamlara bile tahammülümüz yokki nerde kaldı aldatınca affedip bi ömür ona katlanalım...


bu yazı arada ne oluo canım bide bunu anlamadım :D
Get the latest Flash Player to see this player.


tşk ler paylaşım içün bide...

  • Konuyu başlatan "σкуαηυѕ"

Mesajlar: 3,169

Kayıt tarihi: Dec 29th 2009

  • 1082674
  • Özel mesaj gönder

3

Tuesday, 25.01.2011, 02:19

evet ama hala böyle kadinlarin var olduguna inaniyorum ben
cok azda olsa..
cocuklari icin yada sevdileri icin kendi hayatindan vazgecebilen ...

ben tsk ederim bidenem ..
Ben Oyun Bozan Degilim,Bu Oyun Bastan Bozuk ..

TurkEce

[Forum Ablası]

  • "TurkEce" bir kadın

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

4

Tuesday, 25.01.2011, 13:34

Bu güzel paylaşımı okuduğumda beni etkileyen işte bu sözdü;
"Ama şunu bilmeni istiyorum ki ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiç bir kadın aşağılanmayı kabul etmez, buna katlandımsa, bil ki sadece senin hayatin kararmasın diyedir".
Psikiyatris,psikologlar diyorlarki çocuklarınıza böyle şeyler söylemeyin yada onların yanında böyle konuşmayın suçluluk duyuyorlar iyide biz annelere çocuklarımızda büyüdüklerinde neden devam ettirdin ayrılaydın diyorlar ;) Uzmanlar bunu kabul etmiyorlar evliliğin yürüme sebebi çocuklar olamaz siz sebep gösteriyorsunuz diyorlar.Hep itiraz etmişimdir evet bazı kişilerce belki öyle ama genelimiz annelik duygumuz ağır bastığından çocuklarımızın mutluluğu için görmedim,duymadım,söylemedimleri oynuyoruz...Benim bir sözüm vardır sık sık kendime tekrar ederim."SENİN İÇİN EN İYİSİ OLMASADA ÇOCUKLARIN İÇİN EN İYİSİ" tabiki bu eşlerimiz içinde geçerli...Annelik öyle yüce duyguki çekilir herşey o evlatlar için çekilir..
Teşekkürler okyonus çok güzel bir paylaşım,ellerine sağlık... :thumbup:

  • Konuyu başlatan "σкуαηυѕ"

Mesajlar: 3,169

Kayıt tarihi: Dec 29th 2009

  • 1082674
  • Özel mesaj gönder

5

Tuesday, 25.01.2011, 19:34

evet uzmanlar cocuklariniza böyle seyler söylemeyin diyor
ama bu hikayede artik cocugu 35 yasina gelmis zaten
kadinin hayatida harcanmis durumda..cok fazla birseyi degisetiremez sanirim
psikolojik olarakta artik...

bu anlamli ve cok dogru yorumun icin ben tsk ederim Ece..
Ben Oyun Bozan Degilim,Bu Oyun Bastan Bozuk ..

Bu mesaj 2 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "σкуαηυѕ" (25.01.2011, 19:39)


atardamar

Profesyonel

  • "atardamar" bir erkek

Mesajlar: 747

Kayıt tarihi: Jun 29th 2009

Konum: CORUM

  • 1603903
  • Özel mesaj gönder

6

Tuesday, 25.01.2011, 23:20

tskler

paylasim için tesekürler süper
http://dilekfmfm.fm.tc/