Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

1

Sunday, 25.07.2010, 18:17

Evlilik - GERÇEK AŞK NEDIR?

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı
Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.
İş ilişkiye gelince oldukça içli hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği baska bir deyişle vurdum duymazlığı evliliğimize romantizm katmaması beni asktan almış uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaskınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu.’Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim ‘sadece yoruldum.’
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan baska bir işe yaramıyordu: işte sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!
Sonunda sordu: ‘seni caydırmak için ne yapabilirim? ‘
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. ‘
‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına hattâ ölümüne mâl’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’
Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş altına da bir not bırakmıştı.
‘Sevgilim’ diye başlıyordu ‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’
‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’
‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Evde oturmayı sevdiğinden içe kapanıklığını dağıtmak can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’
‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa evet o uçuruma gidip o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’
Baktım mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’ Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.
Bu gerçek asktı !
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız askın seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
Oysa ask hep vardır. Belki artık heyecansız belki artık romantik değil… Belki sıkıcı tekdüze hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.
Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek askın sütunu ebedi kalır.
Hayat tam da böyle bir şeydir işte!..
:(

  • "serpil_X" bir kadın

Mesajlar: 3,691

Kayıt tarihi: Jul 13th 2010

  • Özel mesaj gönder

2

Monday, 26.07.2010, 11:41

çok güzelmiş bizede böyle bi aşk denk gelir mi acaba paylaşımın için teşekkürler...

3

Monday, 26.07.2010, 11:46

yüregine saglık cnm çok güzeldi
Saygım adabımı aştı bu gece.

4

Monday, 26.07.2010, 12:17

:(:(:(
paylaşımın için teşekkürler kelebek çok güzel emeklerine sağlık
http://www.ruyaselifm.blogcu.com/

5

Monday, 26.07.2010, 18:15

ARAKADASLAR SIZINDE YÜREGINE SAGLIK BEGENMENIZE SEVINDIM :)

Surmeli

Profesyonel

  • "Surmeli" bir kadın

Mesajlar: 1,078

Kayıt tarihi: Sep 1st 2007

Konum: Almanya

  • Özel mesaj gönder

6

Monday, 26.07.2010, 20:31

gayet güzel paylasiminiz icin tskkr ellerinize emeginize saglik.

7

Monday, 26.07.2010, 20:46

Yazıda vurgulanan kadınların küçük şeylerden bile mutlu olabildikleri, erkeklerin ise devamlı mazeret uydurdukları :D
Paylaşım için teşekkürler.
SİGARA PİŞMANLIKTIR.

8

Monday, 26.07.2010, 20:54

yine hemencik bitti..ya çok kısaaaaaaaa çünki çok güzellll kelebeğim emeğine yüreğine sağlık tesekkürler paylaşım için..
demekki en güzel ve en özlenen şeyler kısa sürenlermiş:)) aşk zaten aşktır((kirlenmediği sürecede hep en gercek olandır))
[align=center][img]http://img0.liveinternet.ru/images/attach/c/2//65/400/65400787_1287287059_d9320161b71d860a400240cd1f35d9a3.gif[/img][/align]

9

Tuesday, 27.07.2010, 09:13

ARKADASLAR TSKLER BEGENMENIZE SEVINDIM ASIM VALLAHA GÜZEL SEYLER KISA SÜRÜYO :(

10

Tuesday, 27.07.2010, 11:09

paylaşım için teşekkürler

Melye

Moderatör

  • "Melye" bir kadın

Mesajlar: 23,427

Kayıt tarihi: Feb 6th 2010

Konum: ...HiÇ...

  • 990289
  • Özel mesaj gönder

12

Monday, 29.08.2011, 12:41

Evlilik .../Okumadan Geçme :/



Kocam bir mühendisti. Onunla sakin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sakin... adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…

Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sakinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

İş ilişkiye gelince oldukça içli, hatta aşırı hassas bir kadınım. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdumduymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.

Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu.

‘Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ‘sadece yoruldum.’

Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: ‘seni caydırmak için ne yapabilirim? ‘

Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.

‘İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. ‘

‘Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hatta ölümüne mal olacak. Bunu benim için yapar mısın?’

Yüzümü dikkatle inceledi ve ‘Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi.

Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.

‘Sevgilim’ diye başlıyordu,

‘O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

‘Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’

‘Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’

‘Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘<Sadık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’

‘Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’

‘Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin – gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’

‘Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’

Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.

Gözyaşlarım mektuba düşüyordu.

‘Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lütfen kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’

Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.

Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

Bu gerçek aşktı.



İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil… Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda bir yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir...

13

Monday, 29.08.2011, 12:46

Harika bir hikaye canım ınsan okurken gozyaslarını tutamıyor :kizagla: , bu güzel paylasım ıcın cok tesekkurler eylosumm :kbravo:
[align=center]
[img]http://dl10.glitter-graphics.net/pub/1152/1152970d6l03kh6be.gif[/img]


[color=#0000ff][b][color=#000000]Kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile, Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile belli olur[/color].[/b][/color]

uSTa

Jüri

  • "uSTa" bir erkek

Mesajlar: 2,497

Kayıt tarihi: Jul 18th 2008

Konum: İSTANBUL/TÜRKİYE

  • Özel mesaj gönder

14

Monday, 29.08.2011, 12:50

KELEBEK24
ve
Melye

Cok anlamlı ve ders cıkarılacak bir hikaye,keşke herkez bu hikayeden ders cıkarabilse,keşkeee,hayatta en önemli şey,saglık ve huzur,bunlar için,de cok iyi bir aile yaşamı ve düzen şart..ALLAH mutlu bir aile olmamızı saglasın,tşkler,cok güzel paylaşım..
[align=center][img]http://i814.photobucket.com/albums/zz62/usta_37/uSTa_37ank.jpg[/img][/align]

MeRaL

Jüri

  • "MeRaL" bir kadın

Mesajlar: 5,308

Kayıt tarihi: Jan 6th 2007

Konum: NRW

  • Özel mesaj gönder

15

Monday, 29.08.2011, 12:54

Evlilik ve Hayat böyle birsey iste, cok ufak seylerde gizlidir.
Bize gösterilmiyor diye $ikayet ettigimiz seyi aslinda, biz görebiliyormuyuz diye kendimizi sorgulamamiz lazim önce.

Paylasim icin tesekkürler.
Konulari birlestirdim ^^
Birileri kendini Bir B.. saniyormus, o yüzden geldim :kkahkaha: