Ramazan gelince evlere sadece bereket değil, tarif edilemez bir neşe de gelir. Ama bu neşeyi en saf, en içten yaşayanlar şüphesiz çocuklarımızdır.
Onlar için Ramazan; sahurun gizemi, iftarın sabırsızlığı ve teravihteki o masum koşturmacadır.
Tekne Orucu: Sabrın İlk Adımı
Henüz tam gün oruç tutamayan miniklerin o meşhur "Tekne Orucu" yok mu? Öğlen ezanıyla bozulan o ilk oruçlar, dünyanın en büyük sofrasından daha kıymetlidir onlar için.
Yarım gün aç kalıp, "Ben de oruç tuttum!" diyen o gururlu bakışlar, aslında sabrın ve iradenin atılan ilk tohumlarıdır.
Sahurun Gizemli Yolcuları
Gecenin bir yarısı uykulu gözlerle sofraya oturmak, büyüklerin dünyasına dahil olmak demektir çocuk için. Sıcak pidenin kokusu,
sofradaki fısıltılar ve sahur vaktinin o kendine has sessizliği, bir çocuğun hafızasına kazınan en güzel Ramazan hatırasıdır.
Ramazan’ı Çocuklara Sevdiren Detaylar:
- İftar Sayacı: "Kaç dakika kaldı?" sorusunu her beş dakikada bir soran o tatlı merak.
- Mahyalar: Gökyüzünde parlayan o ışıklı yazıların peşinden giden hayaller.
- Teravih Neşesi: Camilerin arka saflarında yükselen, bazen büyükleri kızdırsa da aslında caminin gerçek bereketli olan o çocuk cıvıltıları.
Onların bu heyecanı, İslam’ın geleceğidir. Bizlere düşen, bu mübarek ayı onlara korkuyla değil, sevgiyle, hediyelerle ve güzel anılarla anlatmaktır.
Varsın camide koştursunlar, varsın sahurda sofrada uyuyakalsınlar... Yeter ki kalplerindeki o Ramazan ışığı hiç sönmesin.
Rabbim tüm çocuklarımıza İslam’ın neşesiyle büyümeyi nasip etsin.