Giriş yapmadınız.

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

481

Sunday, 12.01.2014, 00:56

Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken,denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar.
Biraz daha yaklaşınca bu Kişinin, sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve
"Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun ?" diye sorar.Topladıklarını hızla denize
atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları İçin" yanıtını verince, adama şaşkınlıkla:
"İyi ama burada binlerce deniz yıldızı var.Hepsini atmanıza imkan Yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki ?" der.
Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi,
"Bak Onun İçin Çok Şey Değişti," karşılığını verir.

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

482

Sunday, 12.01.2014, 01:43

Franklin bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,çocuk dört elmayı elinde zapt edememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere...
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.
Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi
kaybetmek bizi perişan eder.
"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır,keyif almayı değerli kılan."

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

483

Monday, 13.01.2014, 13:53

Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü.

Çok fakir bir ailenin evinde bir gün-bir gece geçirdiler.
Şehre dönerken baba oğluna sordu:


"Yolculuğumuzu nasıl buldun?"

"Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi.


"İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?"

"Evet"

"Peki ne öğrendin ?"

"Şunu gördüm" dedi oğlu;
"Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor"

Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi Ve;
çocuk ekledi:

"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım !"

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

ZENoBIA

Bilge

  • "ZENoBIA" bir kadın

Mesajlar: 27,929

Kayıt tarihi: Apr 21st 2011

  • Özel mesaj gönder

484

Monday, 13.01.2014, 22:01

Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda kimsecikler yokmuş. Kapının önünde yalnızca bir kavanoz. Etrafa bakınmış kimseyi görememiş. Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış kavanoza. Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde oradan oraya dönmüş durmuş. Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya başlamış. Üzülmüş balığın haline Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş.Balığın rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı zehirlediğini.Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri dönmüş.Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan. Dertleşmiş derdini anlatmış. Balık dinlemiş. Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin diye. İçine akıtmış gözyaşlarını. O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç ağlayamamış, hiç belli edememiş.Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış. Rengi solmuş. Halsiz kalmış. Kimse ne olduğunu anlayamamış. Ama kimse bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini. Asıl ağlarken daha mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş. Ondan geriye yalnızca turuncu bir balık kalmış… Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı sakladığımız.. kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm mü? Daha mı değerli turuncu balıklar? Daha mı değerli kendi hayatımızdan? Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler. Bırak ölsün balıklar, bırak kırılsın kavanoz. Elbet bir balık var gözyaşlarında canlanacak, elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir balık var seni ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle konuşacak. Gözyaşlarında bir sorun yok… Kapında bile olsa, tek mesele yanlış balık, yanlış kavanoz. Ya da yanlış zaman yanlış insan.....


ZENoBIA

Bilge

  • "ZENoBIA" bir kadın

Mesajlar: 27,929

Kayıt tarihi: Apr 21st 2011

  • Özel mesaj gönder

485

Tuesday, 14.01.2014, 20:26

İki sevgili varmış. Hani insanın içini kıpır kıpır ettiren umut dolu bir sevgiymiş onlarınki. Evlenmeyi düşünüyorlarmış. Derken bir gün delikanlının yurt dışına gitme mecburiyeti doğmuş. Kız gözyaşları içinde kalmış. Onsuz nasıl yaşayacağını bilemiyormuş.

O zaman delikanlı cebinden bir yüzük çıkartmış ve demiş ki:

'Ben iki yıl sonra döneceğim. Eğer döndüğüm güne kadar parmağından bu yüzüğü hiç çıkartmazsan beni gerçekten sevdiğini anlayacağım ve hemen evleneceğiz.'

Genç kız çaresiz kabul etmiş. Çocuk gitmiş.

Kız yüzüğü hiç ama hiç çıkartmamış. Taa ki...

Taa ki sevgilisini karşılamaya gittiği güne kadar. O gün rıhtımda durmuş kendisine nişanlısını getiren geminin kıyıya yanaşmasını izliyormuş heyecanla. Birden güvertede delikanlıyı görmüş. Yüreği ağzına gelmiş. Sevinç içinde kendisini göstermeye çalışmış.

Elini cebinden çıkartıp sallayayım derken 'şıp' diye bir sesle irkilmiş. Yüzük parmağından düşmüş, denizin derinliklerinde kaybolup gitmiş!

Ne yaptıysa, ne söylediyse delikanlıyı ikna edememiş. Çocuk kızı terk etmiş. Zaman geçmiş.

Kız bir gün hep nişanlısıyla birlikte gittikleri balıkçıya uğramış. Bir de bakmış ki delikanlı orada!

Hemen yanına yaklaşıp olanları anlatmaya çalışmış. Delikanlı ilk başlarda biraz soğuk davrandıysa da, sonunda yelkenleri suya indirmiş. Uzun ayrılığın getirdiği özlemle birbirlerine sarılmışlar.

Mutluluk yüzlerinde okunuyormuş adeta. Bu olayın şerefine hemen yemek sipariş etmişler. Bir kaç dakika sonra bir tabakta balıkları gelmiş. İştahla çatal bıçağa davranmışlar.

Balığı kestiklerinde içinden ne çıkmış dersiniz????
.
.
.
.
.
.
.
.
Yüzük dediniz değil mi?

Bilemediniz.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
KILÇIK!

Siz çok fazla Türk filmi seyretmişsiniz :)))


Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

486

Friday, 17.01.2014, 18:08

Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:

"Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"

Yavru kedi yanıt vermiş:

"Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım."

Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:

"Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor."

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

487

Friday, 17.01.2014, 20:05

Günün birinde bir tüccar oğlunu ,mutluluğun sırlarını öğrenmesi için , o zamanın en
bilge alimine gönderir. Tam kırk günlük bir yürüyüşten sonra, çölleri aşarak , bir
tepenin başında duran yaşlı alimin Sarayına varır.Genç adam bir tapınakla
karşılaşacağını sanmıştır ama o vardığı yer kalabalıkların girip çıktığı , küçük
bir orkestranın melodiler çaldığı, yörenin en zengin sofralarıyla donatılmış
masalar vardır.

Alim herkesle teker teker ilgilenip konuşmaktadır, iki saatlik bir
bekleyişten sonra sıra genç adama gelir.Alim, gencin anlattıklarını dikkatlice
dinledikten sonra mutluluğun sırrını açıklamasına zamanının olmadığını söyler
ve bu esnada sarayı gezmesini ve iki saat sonra tekrar gelmesini söyler.Ama der:
-"Senden bir ricam var , lütfen sana vereceğim bu kaşıktaki yağı da dökmeden etrafı
gezmeni istiyorum" der.

Genç adam tüm sarayı merdivenlerden inerek ve çıkarak
dolaşır ve iki saat sonra tekrar Alimin yanına gelir.
Alim: "Nasıl yemek odasındaki İran halısını, on sene zarfında yapılmış mükemmel
Parkı, kütüphanemdeki muhteşem perdeleri gördünmü " der.

Genç adam utanarak , göremediğini , bütün dikkatini kaşığa ve yağı dökmemeye
verdiğini söyler. Yaşlı Alim, ondan tekrar sarayını gezmesini ve bütün
güzelliklere dikkatlice bakmasını söyler.Genç tekrar elinde kaşıkla , bu defa etrafa
daha iyi bakarak sarayı gezer.Alimin yanına geldiğinde , bütün gördüklerini
bir bir anlatır.

Alim:"Kaşıkdaki yağa ne oldu" der.

Genç adam kaşığa baktığında , bütün yağın döküldüğünü görür.

Alim:"Sana bir nasihat vermem gerekirse".
Alim: "Mutluluğun sırrı, Dünyanın bütün güzelliklerine bakarken o kaşıktaki yağı
hiç unutmamakta ve dökmemekte gizlidir." der.....

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

488

Saturday, 18.01.2014, 22:49

Dede kurşun kalemle yazı yazmaktadır.Torununun kendisini seyrettiğini fark eder, bir ara başını kaldırı ve “evladım kurşun kalemden insanın öğreneceği 5 şey vardır.

1.Nekadar harikalar meydana getirirsede onu yöneten bir el vardır. Bizde bu el yaratıcıdır.

2.Arada durur ve sonra kalemi sivriltir.Bu kaleme acı versede onu güzelleştirir, hayattaki acılar da böyledir.

3.Yanlış yaptığında silmene olanak tanır, sende yapılan hataların telafisine imkan ver.

4.Kalemi değerli kılan dışındaki tahta değil, içindeki kurşundur, dışını değil içini güzelleştir veinsanların dış güzelliğine değil, iç zenginliğine değer ver.

5.Kurşun kalem her yerde bir iz bırakır, sende yaptıklarınla hayatta güzel bir iz bırakarak git.

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

489

Wednesday, 29.01.2014, 20:45

Bir zamanlar,ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın...

Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Sultan yüzüğün yapılmamasına fena halde üzülür.

Sultanın adamları bir gün bilge Derviş'i bulup yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Ama bir an düşünür ve yüzü aydınlanır. Büyük bir mutluluk ışığı parlar gözlerinde. Sonunda tam istediği gibi bir yüzüğü olmuştur.

Yüzüğün üzerindeki yazı mı?
Şu yazılıdır yüzüğün üzerinde:

“ Bu da Geçer ”
Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

490

Friday, 31.01.2014, 01:20

Hangisi kazanacak

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu.

Onlara dedi ki: İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında:

Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı,açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu,anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.

Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde.

Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına, "Hangi kurt kazanacak?" diye sordu.

Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı : "Beslediğiniz."

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

491

Saturday, 1.02.2014, 12:25

IŞIĞA HASRET GÖZLER

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezinirken
yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa :

- Buraların yabancısıyım...
Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler...?

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra :
- Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş.

Çocuk:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği nerden
biliyorsun?

- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.
Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,
fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.

Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu.

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini...

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?

Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, senin benden iyi gördüğündür.

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

492

Saturday, 8.02.2014, 00:29

Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;

Çimleri biçtiğim için 5 dolar, Odamı temizlediğim için 1 dolar, Alışverişe gittiğim için 50 sent, Küçük kardeşime baktığım için 25 sent, Çöpü attığım için 1 dolar, İyi bir karne getirdiğim için 5 dolar, Bahçeyi temizlediğim için 2 dolar..

Toplam borç 14 dolar, 75 sent

Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;

Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA, Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım, senin için dua ettim BEDAVA, Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA, Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA, Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM..

ve bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün, bedavadır çünkü...

Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.

Annesine baktı, "Anneciğim seni seviyorum" dedi ve kalemi alarak bu kağıda: "HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı..

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

493

Monday, 10.02.2014, 20:28

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 farklı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında, işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin pesinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.

Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? idi…

Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir üç dakikamız dahi yoksa, hayatta başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

  • "bulent-06" bir erkek

Mesajlar: 4,674

Kayıt tarihi: Jun 15th 2013

Konum: polatlı

  • Özel mesaj gönder

494

Tuesday, 11.02.2014, 02:31


  • "bulent-06" bir erkek

Mesajlar: 4,674

Kayıt tarihi: Jun 15th 2013

Konum: polatlı

  • Özel mesaj gönder

495

Tuesday, 11.02.2014, 03:39


Aşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi başka bir adama aşık olur ve kaçmaya karar verir. gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar.
biraz aradan sonra ayağına bir şeyin vurduğunu fark eder. pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz. Aşık Veysel'in tüm parası oradadır. kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmıştır.
ayrıca parayla beraber bir kağıt bulur.
ve o kağıtta şu yazar:
"al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme.
bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.."

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

496

Saturday, 15.02.2014, 03:29

Bir rivayet;
Adaletiyle meşhur Nüş-ı Revan-ı Âdil; atına binip arazide dolaşırken, sıcaktan hararet basmış ve boğazı kurumuş. Su ihtiyacını giderecek ve kendisine ferahlık verecek bir şeyler yeme, içme ihtiyacı duymuş. Etrafına bakınırken, bir nar bahçesi görmüş.

Atını o yana doğru sürüp, bahçede çalışan delikanlıya selam vererek; “Bana bir nar ikram eder misin?” diye sormuş. Delikanlı; “Hayhay, memnuniyetle” cevabını vermiş. Biraz sonra, elinde güzel bir narla Kıral’ın yanına gelmiş. Kral, narı ortadan ikiye bölüp, bir yarısını yemeye başlamış.

Bir yandan da; “Oh! Ne güzel nar!” diye mırıldanmış. Derken, gözü nar bahçesine doğru kaymış. Farkında olmadan; önce ağaçları, sonra dalları, daha sonra narları saymış. Arkasından, takdir duygularına haset kaygıları karışmış. İçinden; “Keşke bu nar bahçesi benim olsaydı. Acaba sahibi kimdir ve nasıl elde edilir?” diye düşünmeye başlamış.

Bu sırada, narın bir yarısı bitmiş, sıra öteki yarısına gelmiş. Fakat, anlaşılmaz bir biçimde, tadı değişmiş ve alabildiğine kötüleşmiş. Kıral, hayretler içinde; “Evlat, bu ne iştir? Narın bir yarısı çok güzeldi, öteki yarısı bozuk çıktı” demiş. Delikanlı, bilgece bir gülümseyişle; “Efendim, Kral’ın niyeti değişince, narın tadı da değişti” cevabını vermiş.

Niyet, hedefe ilk adımdır. İyi ya da kötü ama hedefi gözüne kestirmektir.
Ruh ve bedenen gücünü toplayıp odaklanmaktır. Ama niyetin gücü sadece başlangıç ile sınırlı değildir.
Sonuca ulaşma sürecinde ihtiyaç duyacağımız her türlü enerji ve motivasyonun temel hazırlığı ve sürekliliği için gereklidir.

Ve hayata dair tadın kaynağıdır niyet.
Neye niyet etmişseniz onunla ödüllendirilirsiniz.
İyi ya da kötü…

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

497

Saturday, 1.03.2014, 18:38

Bir adam kulübesinde oturuyordu. Kulübesi eski olduğu için, kulübenin duvarlarından sık sık parçalar dökülüyordu. Adam her düşen parçanın yerine bir avuç çamur alıp, dökülen yere yapıştırıyordu. Sonunda ev çamur yığını haline geldi ve çöktü. Adam "Ne vefasız evmiş, yıllardır içinde oturdum da çökeceğini haber bile vermedi" diye söylendi. Bunun üzerine ev dile gelerek şöyle dedi: "Aslında haber vermek istedim. Ama ne zaman haber vermek için ağzımı açtıysam, ağzımı bir avuç çamurla tıkadın, konuşmama izin vermedin." Benzeri bir yaklaşımla, ömür binamızın her gün harap olmaya doğru gittiğini söyleyebiliriz. Aslında ağaran saçlar, dökülen dişler, bükülen beller...bedenin yıkılmak üzere olduğunun habercisidir. Ama bu sessiz mesajları değerlendiremeyen biri için bunların hiçbiri mana ifade etmez, farkına varmadan ömrünü tüketir, gider. Dostoyevski, levha yapılıp asılacak kalitede şu muhteşem vecizeyi söyler: "YENİDEN DÜNYAYA GELSEYDİM, SANİYELERİN NABZINI TUTARDIM"...

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

498

Saturday, 15.03.2014, 13:55

Pers Sultanı iki adamı ölüme mahkum etmiş. Sultanın atını ne kadar
sevdiğini bilen mahkumlardan bir tanesi ona, hayatını bağışlarsa bir yıl içinde
ata uçmayı öğretebileceğini söylemiş.
Kendini dünyadaki tek uçan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmiş..
Diğer mahkum inanmayan gözlerle arkadaşına bakmış ve
“Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle çıkabildin ortaya..? Yalnızca kaçınılmazı geciktiriyorsun o kadar demiş.
“Pek öyle değil ” demiş birinci mahkum.” Kendime dört özgürlük şansı veriyorum.
Birincisi : Sultan bu yıl ölebilir.
Ikincisi :Ben ölebilirim.
Üçüncüsü:At ölebilir…
Dördüncüsü… ” Belki ata uçmayı öğretebilirim..! ”

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

  • "01antepli27" bir erkek

Mesajlar: 7,282

Kayıt tarihi: Aug 18th 2011

Konum: Adana

  • Özel mesaj gönder

499

Monday, 17.03.2014, 02:27

EDEP OLMADIKCA ASALETiN FAYDASI OLMAZ!!!...

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,896

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

500

Tuesday, 1.04.2014, 18:12

Kadın taksiye binmiş ve hava alanına gitmek istediğini söylemişti. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önlerine çıktı.
Şoförü çarpmamak için sert şekilde frene bastı. Taksi kaydı, ama diğer arabaya çarpmaktan kıl payı farkla kurtuldu. Siyah arabanın sürücüsü camdan başını çıkarıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
Taksi şoförü ise gayet sakin ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.
Kadın bütün bu olanları şokunu yaşarken, taksi şoförünün tavrına daha da şaşırmıştı.
Sordu:
"Neden böyle davrandınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastanelik edecekti."
Taksi şoförü gülümsemeye devam ederek:
"Çöp Kamyonu Kanunu" dedi.
Kadın:
"Çöp Kamyonu Kanunu?" diye sordu, anlamamıştı.

Şoför açıkladı:
"Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir.
Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlığı, öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktiriyorlar. Ancak doldukça çöpleri bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar. Bu bazen ben, bazen de siz olabilirsiniz. Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın."

Başarılı insanlar, çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla "size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için iyi temennilerde bulunun."

Hayat, "%10 " onunla ne yaptığınız, "%90 "onu nasıl alıp karşıladığınızdır..

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...

Benzer konular