Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce:
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.
dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim
Ömer Hayyam
Gören göze güzel, çirkin hepsi bir;
Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.
Ömer Hayyam
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.
Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
çıkma kendinden dışarı, serseri olma;
kendi içine sefer et erenler gibi:
sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım.
gezsin başım üstünde bnim, hoş tutayım.
ham insanı al karşına, söylet azıcık,
dön, sonra cehennem ne imiş, gel sorayım.
Ey kör! bu yer, bu gök bu yıldızlar boştur boş
bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş
şu durmadan kurulup dağılan evrende
alacağın bir nefestir o da boştur boş!
Ömer Hayyam
Yarım somunun var mı, bir de ufak evin
kimsenin kulu kölesi değil misin?
kimsenin sırtından geçindiğin de yok.
keyfine bak... En hoş dünyası olan sensin
Ömer Hayyam
Gönlüm dünleri aranıp, feryat etme.
Zevk almak için yarınlar icat etme.
Dünler düş olup gitti, yarınlar ise hayal.
Cahilce şu gerçek günü berbat etme.
Ömer Hayyam
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
Ömer Hayyam
Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar,
Yaşama sebebimsin su kadar, ekmek kadar,
Hasretin, özlemin, her şeyin bir tadı var.
Seni özlemekte güzel, seni sevmek kadar....