Giriş yapmadınız.

161

Saturday, 28.09.2013, 12:19



"Yüreğim seni çok sevdi
O yürek taLan
O yürek yangın yeri
O yürek seni istiyor
Bir tek seni.."

" beğenmek koLay , sevmek zordur . İz bırakacak bir şeyLerin yaşanmasını bekLer sevmek .. "


" ..

görmezden geLdiğim yaraLı , durmadan kanayan bir yüreğim var . ve bu yüreğin içine sinmiş , ne yapsam atamadığım bir sevdaLı

..
"
Canan Tan .. Yüreğim Seni Çok sevdi


yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,321

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • 1503088
  • Özel mesaj gönder

162

Friday, 4.10.2013, 18:51

son okuduğumuz kitapdan alıntılar

Cemalnur sargut
Edep, her şeye bakıp Hakk’ın birliğini görmektir. Meselâ sana birisi yalan söylüyor, bunu da biliyorsun. Madem ki o, ‘yalancı’ ismine mazhar olmuş, suçunu yüzüne vurup hakaret etmemek edeptir. Hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bilmek her şeyi Haktan bilerek ona el veya dil uzatmamak edeptir. Şimdi siz bana şunu da sorabilirsiniz. Hiç mi müdahalede bulunmayacağız edep ehli olarak? Hayır. Devletin bekâsını bozan yahut ahlâkî konularda Allah’ın istemediği bir şeyin zuhûrunu gördüğümüz zaman mutlaka üçe kadar itiraz hakkımız var. Ama bu üç itirazı da edep dahilinde yapmak lâzım, kırmadan üzmeden. Hocalarımız bize hep böyle yaptılar. Edep çok büyük bir mazhariyettir. Peygamber Efendimiz de buyuruyorlar ki “Rabbim beni edeplendirdi ve edebimi güzel eyledi” O halde edeb, güzel ahlâktır. Yani edebin sonucu güzel ahlâktır. Biliyorsunuz Hz. Muhammed ahlâkın güzel olanını tamamlamak üzere gelmiştir. O yüce sultan der ki: “Bu bir evdir, ahlâk evidir. Ben Peygamberlerin sonuncusu olarak son tuğlayı koydum, Ali de mânâsını anlattı” der. İşte böyle bir bakış açısı içerisinde Hocam, edep nûr-u ilâhiden bir taçtır, onu başına koy onunla nereye gidersen git, zarar görmezsin diyor. Hz. Ali’nin Allah için savaşması da edepti. Ama onun, edebi gösteriş tarzının en güzel örneği ,savaştığı adam yüzüne tükürdüğü zaman “Allah için sana vuruyordum ama nefsimle hakarete uğradım. Şimdi sana zarar veremem.” deyip kılıcı elinden bırakmasıdır.

İnsan kızmaz, üzülmez, sinirlenmez, düşman olarak görmezse neden zarar görecek. Bununla ilgili bir çok hikâye var: Ârifi billâh, çok hoş bir adamcağız vardı. Kendisi mübârek bir adamdı, aynı zamanda da boyacılık yapıyordu. Bir gün çok kibirli bir ailenin yanına gitmiş, aile onu boyacı olarak tutmuş ama devamlı azarlamışlar. İşte, “Beğenmezsek paranı vermeyiz, bu rengi istemeyiz.” Yapmış, “Beğenmedik bunu yap, yoksa paranı ödemeyeceğiz” gibi. Onu, yanında götüren şahıs da son derece üzülmüş. Bu kadar mübârek hoş ârif bir adamın böyle yerden yere vurulmasını ve adamın itiraz etmeyişine de şaşırmış. Sonra sormuş: “Efendim siz bize iyiyi kötüden ayırmayı öğretiyorsunuz neden itiraz etmediniz? Size yapılan muamele hatalıydı” deyince; “Oğlum haklısın dilimle itiraz etmem gerekirdi ama gönlüm her şeyi Allah’tan bilmeyi o kadar öğrendi ki dilim de ona tâbi oldu, affet beni,” demişti.

İşte görüyoruz ki gerçek edep, dili bile, devre devre susturan edeptir. İnsanın gönlüne yerleşir ve insanı huzurda kılar. Huzurlu kılar, böyle bir edeptir. “Tasavvuf edep demektir,” diyor hocam. Yani edebin sonucu lâ mevcuda illallah, Allah’tan başka mevcut yoktur, demektir. O halde edepte o kadar ileri gider ki insan, eşyaya hürmet etmeye başlar. Eşyaya hürmet nasıldır? Vurmaz, kırmaz, çıkardığı elbiseyi ayağı ile itmez, insana hürmet ettiği kadar kedisine, köpeğine, etrafındaki hayvanlara, bitkiye, her şeye hürmet gösterir. Kulakları çınlasın İsviçre’de yaşayan, mutasavvıf, çok yakın bir dostum, bitkilerin yanına ikinci bir bitki ekeceği zaman onlardan izin aldığını anlatmıştı. “Besinlerinizi paylaşacaksınız, izin veriyor musunuz sizin yanınıza bir kardeş ekeyim” diye izin alırım onlardan derdi. İşte işin hakikati böyle aslında. Dünya Kur’ân olduğuna göre, Kur’ân’ı elimize aldığımızda üç kere öpüp başımıza koyuyoruz, abdestsiz el süremiyoruz. Ama içinde Firavun kelimesi var, o halde Şeytan olan sayfayı yırtıyor muyuz, Firavun olan sayfayı yahut Peygambere eziyet etmiş kişiler var içerisinde. Onların adının geçtiği sayfaları yırtıyor muyuz? O halde gerçek edep, Allah’ın bize Firavun olarak gönderdiği insana karşı da içimizde kin ve kötülük duymamak, her şeyin bir sebebi olduğunu mutlaka bilmektir. Onun için, bu bakış açısından edebe bakarsak, her şey o kadar güzel, o kadar hoş görünür ki...

Edep iki türlüdür; zâhirî edep, bâtınî edep. Zâhirî edep Allah’ın yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamaktır. Allah’ın bize koyduğu kurallarda akılımızı ortaya koymamaktır. Allah karşısında edep ehli olmaktır. Bâtınî edep, edebi gerçekleştiren insanın son durağıdır. Herkeste ve her şeyde Allah’ın tecellisini görme makāmıdır. Gerçek Müslümanlıktır. Çünkü Eşhedüenlâilaheillallah diyoruz. “Şahâdet ederim ki Allah birdir,” diyoruz. Biliyorum, inanıyorum demiyoruz. Şahâdet için görmek lâzımdır. Demek ki bâtınî edep sahibi insan, görme derecesine, müşahede derecesine ulaşmıştır. Bu makāmın üstün derecelerinden ilki Hz. İbrahimdir. Şeyh-ül şeyh, Muhyiddin-i Arabî, buna el-aman makāmı, hey-aman makāmı diyor. makām-ı mutmainne, el-emin makāmı diyor. Nasıl böyle lâ mevcuda illallah haline gelmiş Hz. İbrahim? Neden? Çünkü önce taptığı şeylerin batmakta olduğunu görmüş. “Hayır, bu giden, yok olan şeylere ben tapamam,” demiş. Tıpkı bizim gibi...Evlâtlarımıza tapmıyor muyuz? Eşlerimize, dostlarımıza hatta paramıza, elbiselerimize, eğitimimize, bilgimize tapmıyor muyuz? İşte onların hepsini aşmış o yüce sultan. Yalnız Sen varsın, her şeyden görünen Sen’sin demiş. O kadar vefa göstermiş ki Allah’ına karşı, evlâdını bile onun uğruna feda etmeyi kabul etmiş. İşte onun mutmainne, el-emin yani ‘ben Sen’den eminim Allah’ım, geri dönmemek üzere eminim’ makāmı...Allah tarafından da şu dört makāmda ona vefa ile cevap verilmiş:

1. Hz. Muhammed’in kendi soyundan gelmesini niyaz etmiş. “Allah’ım bu gördüğüm hakikatin benim soyumdan gelmesini bana nasip et,” demiş. Ve o gerçekleşmiş.
2. Her şeyini Allah uğruna feda edebilecek bir dereceye erdirmiş Allah onu, evlâdını dahi.
3. Her şeyi bildiği, her şeyin Allah’tan olduğunu bildiği halde Nemrut’la mücadeleyi kesmemiş. Bu da bize şunu gösteriyor ki, “Yanlışla ve çirkinle mücadele edin. Fakat gönlünüzle ona hakaret etmeyin” diyor.
4. Böyle bir gönlü dışarıya inşâ etmesine Allah izin veriyor ve ona kendi evini inşâ ettiriyor. Kâbe’yi ilk inşâ eden sultandır Hz. İbrahim.
Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!

yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,321

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • 1503088
  • Özel mesaj gönder

163

Friday, 4.10.2013, 18:53

Aşktan Dinle
Aşk sultânı Hz. Mevlânânın, Mesnevî isimli eserinde Ey bizim sevdası hoş olan, güzel olan aşkımız, Ey bizim bütün mânevî hastalıklarımızın, dertlerimizin tabibi diye anlattığı aşk, Allahın yeryüzünde kendisinden göründüğü İnsan-ı Kâmilden, yani Allahın mânâsından başkası değildir. O, bu mânâyı rehber edinip, kendi vücûdu içinde nefsini rûhunun esiri haline getirerek birlemiş, aşkın da bu birliğin efendisi olmasına vesîle olmuştur. Bunun içindir ki ona, nefisleri efendi kılan mânâsında Efendimiz (Mevlânâ) denilmiştir. Cemalnur Sargut Aşktan Dinle isimli bu kitabında bize, Hz. Mevlânânın Mesnevî isimli eseri ışığında nefs, aşk, kibir, cömertlik, gösteriş, edep gibi insanın gelişiminde rol oynayan pozitif ve negatif kavramların iç mânâlarını anlatıyor. Bizi Mesnevîde buyurulan,Tû megû mârâ bedân şeh bâr nîst / Bâ kerîman krha doşvâr nîst (Benim o yüksekliklere çıkmaya gücüm yok deme, Kerîm olanın eteğine yapış, seni çıkaracaktır.) emri üzerine, Kerîm olan Mesnevîye yapışmaya davet ediyor.
Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!

yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,321

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • 1503088
  • Özel mesaj gönder

164

Friday, 4.10.2013, 18:58

Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

165

Saturday, 5.10.2013, 12:24


Belli bir yaşı geçince yaşam dediğin, sahip olduğun şeyleri sürekli kaybettiğin bir süreçten öteye geçmez. Yaşamın için önemli olan şeyler, bir tarağın dişlerinin birer birer kırılıp gitmesi gibi insanın elinden kayıp düşüverir. Bunların yerine eline geçense değersiz, tuhaf şeyler olur. Vücudun yetenekleri, arzular, hayaller, idealler, kendine güven, anlam, hatta aşık olduğun insanlar, peş peşe yok olup gider. Veda ederek ayrılanlar, hatta bir gün hiçbir şey söylemeden ortadan yok olanlar olur ve bir kez yitirince bunları bir daha asla tekrar elde edemezsin. Yerine koyacak bir şeyler de bulamazsın. Bazen vücudunu lime lime doğranıyormuş gibi hissedersin. Bu, çok acı veren bir şeydir.
Haruki Murakami/Yaşam

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

166

Saturday, 5.10.2013, 13:53



Gel de çiftçiye sor,zamanında yağan yağmurun önemini ve yağmadığında neler olduğunu.
Sor bakalım yağmurun toprağa ihtiyacı olduğunda her damlası mucize midir, değil midir?Damlalar toprağı ister ve özler...
Eddi ANTER /Inkar'dan alıntı

167

Tuesday, 8.10.2013, 11:17




Bir Ölünün Ağzından

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.

Cahit Sıtkı Tarancı

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

168

Friday, 11.10.2013, 12:44



Dünyayı idare etmeye çalışma ,bırak dünya kendi kendini idare etsin,sen de kendi dünyanı idare etmeyi öğren!
Yaşamak adına hayatı biriktirme,ömrünü erteleme.
EddiAnter / İNKÂR'dan...

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

169

Thursday, 17.10.2013, 21:29



Tereddüt eder insan bazı bazı. Şüpheye düşer sevdiğinden de sevildiğinden de. Gölge olmadan güneş, şüphe olmadan aşk olur mu? Bir insanı haftada yedi gün, günde yirmi dört saat aynı şekilde, hiçbir iniş çıkış yaşamadan sevmek mümkün mü? Hele seneler boyu. Mümkün değilse şayet neden bu kadar zorlanıyoruz sevdiğimiz insanları, sevmediğimiz anlar, hatta sevmediğimiz günler olduğunu kabul etmekte?

Keşke söyleyebilsek birbirimize dürüstçe : “Seni seviyorum ama şu anda değil. Seni görmek istiyorum ama bugün değil.”

Elif Şafak - Şemspare

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

170

Saturday, 19.10.2013, 10:13


TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

171

Monday, 21.10.2013, 00:02



''Hiç öfkelenmeyen insandan sakın, çünkü insan ancak kendini denetlemediği zaman içtendir''

-Cesare Pavese / Yaşama Uğraşı

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

172

Monday, 21.10.2013, 08:57



" Sevdiğin yüzünden deli oldun dediler,
yaşamın tadını yalnız deliler bilir " dedim .

-Onca Yoksulluk Varken / Emile Ajar

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

173

Sunday, 27.10.2013, 11:22


TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

174

Sunday, 3.11.2013, 20:02


TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

175

Monday, 4.11.2013, 10:41



Uyusam,
Birileri gelip çekmecelerimi ve kafamı karıştırıyor.

[ Osman Konuk/ Tehlikeli Belki ]

yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,321

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • 1503088
  • Özel mesaj gönder

176

Tuesday, 12.11.2013, 05:25

Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!

yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,321

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • 1503088
  • Özel mesaj gönder

177

Tuesday, 12.11.2013, 05:26

Tasavvuf insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. Tevhid erbabı olanlara bahşedilen tasavvuf ilmine giriş için mükemmel bir el kitabı Cemâlnur Sargut Hanımefendinin radyo konuşmalarından derlenen bu kitapta tasavvuf, edep, kaza-kader, tevhid, namaz, hac ve kurban konuları hem zâhirî hem de bâtınî yönleriyle açıklanmıştır. İblis neden İblis olmuştur? Miraca yükselme biz insanlar için nasıl olacaktır? Haccın içindeki kurban kesmenin gerçek mânâsı nedir? Nefsin terbiyesinde nasıl bir yol izlenmelidir? Nefis hilm kılıcıyla nasıl kesilir? Cemâl ve celâlle terbiye nasıl olur? gibi soruların cevaplarını da okuyucu bu kitapta bulacaktır. DİNLE diye seslenen Mevlânânın bu kaynağı OKU diye başlayan Kuran-ı Kerimdir. İşte bu okunanları Cemâlnur Sargutun kendine has uslûbundan dinlemek isteyenlere Cenneti dünyada bulmanın yolu tasavvufî terbiyeden geçer. Gerçek cennet olan huzur ve mutluluk, aynı terbiyenin sonucu olarak hürriyete kavuşmakla neticelenir. Bu bakış açısından tasavvuf, insanın insanlığını bulma yoludur vesselam. (s:14)
Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!

TürkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TürkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TürkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

178

Friday, 15.11.2013, 22:01



"Ama hayatta her zaman şöyle olur:
İinsan belli bir piyeste oynadığına inanır ve bu arada o hiç farkında olmadan dekorların gizli gizli değiştirildiğinden kuşku duymaz,
öyle ki bilmeden kendini bambaşka bir gösterinin ortasında bulur."

MILAN KUNDERA - Gülünesi Aşklar
Evgeniy Monahov, 1974

TürkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TürkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TürkEce/GnL"

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

179

Wednesday, 20.11.2013, 10:33


'Dostuna yakın, düşmanına daha yakın ol'

En akıllı kişiler nice bilgilerini düşmanlarına borçludurlar.
Düşmanı bilmek güvenlik sağlar.
Bir dost bize nasıl korunacağımızı öğretmez.
Oysa bir düşman bilgi edinmeye zorlar bizi.
Yüksek duvarlar örmesini, büyük gemiler yapmasını.
Dostlarından değil düşmanlarından öğrenir şehirler.
Onlardır öğreten herkese nasıl koruyacağını.
Evini, malını mülkünü, çocuklarını......
(Aristophanes)

Alıntı derleme kitap: Bilgelikle Yaşama Sanatı

180

Wednesday, 11.12.2013, 17:33

Bazı kadınlar yakalanamaz, durdurulamaz ve kimseye ait olamazlar.

Onlar zaten kendilerine bile ait değildirler. O karmaşık bir mesele. O kadınlara, yalnızca yakın durulabilir. Yakalayıp durdurursan, kendine ait kılarsan ölüverirler.

Çünkü onlar kuş gibidirler !.

Ece Temelkuran / Kuş Kadınlar