Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.
Bazen gitmek gerekirmiş..
Sevgilinin dudağından ''GİT'' düşmeden önce,
Düşmemek için gözünden de..
Geç uyandır beni yarın sabah,
Gidecek bir aşkım yok artık benim..
guzel paylasım ıcın tskler ... Kimin fikriydi aşkı yürekte saklamak?
Ve kalpleri kiralık evlere benzetmek..
Kimin işi zordu ayrılıkta..
Veda edenin mi yoksa bir vedayı evlat edinenin mi?
Kimin yüzüne tükürmeliydi hayat,
Maske takanın mı yoksa o maskeyi indirenin mi?
Bir kadın kiminle sevişmeliydi,
Kime sarılmalıydı kolları ya da kimin koynunda olmalıydı,
Cebi paralının mı,
Yoksa uğrunda paralananın mı?
Kimdi dost..
Geçip giden yıllar mı,
Yoksa pastanın üzerinde söndürülen mumlar mı?
Ve neden eşit dilimlenmezdi acılar,
Gelen davetsiz misafir çoktu,ondan mı?
Kimdi Aşk,
Yanında olan mı terk etmemecesine,
Yoksa kalarak acıtan mı gitmemecesine?
Bir adam,
Bir kadını ölüm onları ayırana kadar mı sevmeliydi,
Yoksa kadın tutku bitince ölümü beklememelimiydi?
Adresler başka aldatmalar aynı değilmiydi?
Saatler ihaneti gösterdiyse gecenin geç vakitlerinin günahı neydi?
Severek ayrılma modasını ilk başlatan kimdi,
Kimin fikriydi sonsuza kadar dost kalmak?
Kimdi aşkını ilk kâğıtlara yazan..
Masumiyeti bir otel odasında bırakan kimdi?
Son gece son sigarayı içmek için sevişmek kâfimiydi?
Yoksa kapılar kapanınca ayak seslerini dinleyip ağlamak mı marifetti?
Giden kimdi,
Kalan kimindi?
Bu ayrılığı kim icad etti?
Ve geri dönmemeyi gidenlere,
Kimler öğretti?
Hatırla!
Meyveydin sen dalımda.
Mey olup el bardaklarına,
Meyillendin başka dudaklara.
Baş rollerden boş rollere geçmek gibi,
Alaca yalnızlıklarda,
Günaydın sonrası bile rüyaydın bana,dokunamadığımdan sana.
Söndürdüğün har,candı.
Bak!
Harcandı..
Emre GÖKCE / Canımdaki Sönük Ayna
Düş kıyımlarım var şimdi,kıyıma vuran kandamlası pıhtı dalgalar..
Seyyah bir renktir gitmek olur,siyaha yas rolü verilmiş suflelerde dağılışlarım..
Ve anlat şimdi sevgili neresinde susulursa daha iyidir bir yalvarış?
Yalnızlığa varış her durakta saldırı değimlidir geride kalana?
Arayışlarımı tartaklar o zehirli sarılışlarıyla saçların,
Tel tanesiyle bile yastıklara nara atar bu kadar önsözsüz kalmışken başucu kitaplarım..
Kim bana sinmiş kokundan tanır da seni şimdi,
Sinsiymiş tanısıyla tanımasa da ardından konuşabilir gözlerime baka-baka?
Canımı yaka-yaka sokaklara bırakılır sübyan hayaller,
Hangi düşümüz daha hayırsız bir evlattı kaçarken bu evden?
Ve hangimiz daha cani bir cellâttı söyle sevgili bu aşkın taburesi gölgelerle itilirken?
Hangimizin anıları sokaklara düşmüştür,geçmişe düşkünlüğünden?
Biliyorum!
Düzensizliklerimi düzeltmeye çalışmaktan çıkamadım düze.
Çünkü sorgular ağır,
Yazgım, azaptı.
Yokluğun, acının soyadı olacak kadar beynimi tamlar hâlâ.
Şer vaktinde iki gözüm önüme aktı.
Duvarları ısıttım tenin sanarak.
Uyruğu, gözlerin kadar siyah bu yalnızlığın.
‘‘Gel!’’ demeye ses kalmadığından,
Başkasıyla gülmene bile göz yumdum artık.
Emre GÖKCE / Ad
Aşkmeran Kitabından...
