Giriş yapmadınız.

  • Konuyu başlatan "Gönül "abla""

Mesajlar: 4,084

Kayıt tarihi: Apr 13th 2010

Konum: "TÜRKİYE"

  • Özel mesaj gönder

1

Sunday, 15.08.2010, 02:40

Bir Dakika Düşünün..!


Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Vezir-i azam Siyavuş Paşa sorar: “Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?” “Akşam garip bir rüya gördüm.” “ Hayırdır inşallah?” “Hayır, mı şer mi öğreneceğiz.” “Nasıl yani?” “Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.” Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar; “Kimdir bu?” “Aman hocam hiç bulaşma” derler. “Ayyaşın mey husun biri işte!” “Nerden biliyorsunuz?” “Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.” Bir başkası lafa girer; “Biliyor musunuz” der. “Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı’nda çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.” Hele yaşlının biri çok öfkelidir. “İsterseniz komşulara sorun” der. “Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?” Hâsılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada! Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu: “Nereye?” “Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.” “Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebaamızdır. Defini tamamlamak gerek.” “İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.” “Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.” “Peki, ne yapmamı emir buyurursunuz?” “Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.” “Aman efendim, nasıl kaldırırız?” “Basbayağı kaldırırız işte.” “Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini.” “Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasil hane bulmalıyız.” “Şurada bir mahalle mescidi var ama.” “Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?” “Ne bileyim, Ayasofya’ dan, Süleymaniye’ den, en azından Fatih Camii’nden.” “Ayasofya ile Süleymaniye’ de devlet erkânı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin. Hadi yüklenelim.” Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkânınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sakilere benzemez. Hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır. “Sultanım” der. “Yanlış yapıyoruz galiba.” “Nasıl yani?” “Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?” “Doğru, öyle ya, neyse. Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.” Vezir, cüzüne, tespihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. “Hakkını helal et evladım” der. “Belli ki çok yorulmuşsun.” Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. “Biliyor musun oğlum?” Diye dertli dertli söylenir. “Bizim efendi bir âlemdi, vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar. Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!” “Niye?” “Ümmeti Muhammed içmesin diye.” “Hayret.” “Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek. O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı ilmihal. Hücceti İslam okurdum.” “Bak sen! Millet ne sanıyor hâlbuki.” “Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kâbe’yi görmeli. Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?” “işte bu yüzden Nişancı’ ya, Sofular’ a uzanırdı ya. Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada.” “Doğru, öyle ya?” “Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?” “Peki, o ne dedi?”

“Önce uzun uzun güldü, sonra;”

“Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne?”
GÖRECEK GÜNLER VAR DAHA,ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA....

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "ZeN" (14.09.2010, 21:00)


2

Sunday, 15.08.2010, 04:02

“Bak sen! Millet ne sanıyor hâlbuki.” “Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kâbe’yi görmeli. Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?” “işte bu yüzden Nişancı’ ya, Sofular’ a uzanırdı ya. Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada.” “Doğru, öyle ya?” “Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?” “Peki, o ne dedi?”

“Önce uzun uzun güldü, sonra;”

“Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne?”

herseyi bilen gören ALLAH"a hamdolsun.. çok çok güzel bir yazı paylaşmıssın abla emeğinede paylaşan yüreğinede sağlık olsun..
[align=center][img]http://img0.liveinternet.ru/images/attach/c/2//65/400/65400787_1287287059_d9320161b71d860a400240cd1f35d9a3.gif[/img][/align]

3

Sunday, 15.08.2010, 05:22

“Bak sen! Millet ne sanıyor hâlbuki.” “Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kâbe’yi görmeli. Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?” “işte bu yüzden Nişancı’ ya, Sofular’ a uzanırdı ya. Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada.” “Doğru, öyle ya?” “Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?” “Peki, o ne dedi?”

“Önce uzun uzun güldü, sonra;”

“Allah büyüktür hatun, hem padişahın işi ne?”

hamdolsun allahıma herşeyi görür duyar bilir..
ablam o güzel yüregine saglık çok güzeldi..
Saygım adabımı aştı bu gece.

  • Konuyu başlatan "Gönül "abla""

Mesajlar: 4,084

Kayıt tarihi: Apr 13th 2010

Konum: "TÜRKİYE"

  • Özel mesaj gönder

4

Sunday, 15.08.2010, 11:36

"BANA BİR BEN LAZIM BİRDE YARADAN,ÖTESİ YALAN" Diyen Hz.Mevlana'nın görüşündeyim ve yanlışa yanlışla yanıt vermemek için Allah'a sığınmaktan yanayım.O görür,O duyar,O ne yapacağını bilir :S Bir naciz günahı alınan kulunun cenazesini padişaha kaldrıtacak kadar büyük ve adildir!Teşekkürler okuduğunuza sevindim ^^
GÖRECEK GÜNLER VAR DAHA,ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA....

  • "Artık yok" bir erkek

Mesajlar: 22,339

Kayıt tarihi: Jul 6th 2007

  • Özel mesaj gönder

5

Thursday, 8.09.2011, 12:06

Ayyasin meyhusun biri

Sultan Murad Han o gün bir hostur. Telaseli görünür. Sanki bir seyler söylemek ister sonra vazgecer.
Neseli deseniz degil, üzüntülü deseniz hic degil. Veziriazam Siyavus Pasa sorar:
- Hayrola efendim, caninizi sıkan bir sey mi var?
- Aksam garip bir rüya gördüm.
- Hayirdir insallah?..
- Hayir mi ser mi ögrenecegiz.
- Nasil yani?
- Hazirlan, disari cikiyoruz.
Ve iki molla kiliginda cikarlar yola. Görünen o ki padisah hâlâ gördügü
rüyanin tesirindedir ve gidecegi yeri iyi bilir. Seri, kararli adimlarla
Beyazit'a cikar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten asagilara sallanir. Unkapani
civarinda soluklanir. Etrafina daha bir dikkatle bakinir. iste tam o sirada yerde yatan bir ceset
gözlerine batar. Sorarlar;
- Kimdir bu?
Ahali:
- Aman hocam hic bulasma, derler. Ayyasin meyhusun biri iste!..
- Nerden biliyorsunuz?
- Müsaade et de bilelim yani. Kirk yillik komsumuz. Bir baskasi tafsilata girer;
- Biliyor musunuz, der. Aslinda iyi sanatkardir. Azaplar carsisi'nda
calisir. Nalinin hasini yapar... Ancak kazandiklarini ickiye, fuhusa harcar.
Hem sise sise sarap tasir evine, hem de nerde namli mimli kadin varsa takar
pesine.. Hele yaslinin biri cok öfkelidir. - isterseniz komsulara sorun,
der. Sorun bakalim onu bir cemaatte gören olmus mu?.. Hasili, mahalleli
döner ardini gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar kalirlar mi ortada!..
Tam vezir de toparlaniyordur ki padisah yolunu keser:
- Nereye?
- Bilmem, bu adamdan uzak durmayi yeglersiniz sanirim.
- Millet bu, ceker gider. Kimseye bir sey diyemem... Ama biz gidemeyiz, söyle veya böyle tebamizdir. Defini tamamlamak gerek.
- iyi ya, saraydan birkac hoca yollar kurtuluruz vebalden.
- Olmaz, rüyadaki hikmeti cözemedik daha. Peki ne yapmami emir buyurursunuz?
- Mollaliga devam... Naasi kaldirmaliyiz en azindan.
- Aman efendim, nasil kaldiririz?
- Basbayagi kaldiririz iste.
-Yapmayin etmeyin sultanim, bunun yikanmasi paklanmasi var. Tekfini, telkini...
- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmaliyiz.
- surada bir mahalle mescidi var ama...
- Olmaz, vefat eden sen olsaydin nereden kalkmak isterdin?
- Ne bileyim, Ayasofya'dan Süleymaniye'den, en azindan Fatih Camii'nden... -
Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkani coktur. Taninmak istemem. Ama
Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim... Ve gelirler camiye. Vezir saga sola kosturur, kefen tabut bulur. Padisah bakir kazanlari vurur ocaga...
Usulü erkaninca bir güzel yikarlar ki, naas ayan beyan güzellesir sanki.
Bir nurdur aydinlanir alninda. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâli bir tebessüm okunur dudaklarinda. Padisahin kani isinmistir bu adama, vezirin de
keza...
Mechul nalinciyi kefenler, tabutlar, musalla tasina yatirirlar. Ama namaz vaktine hayli vardir daha... Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklasir.
- Sultanim, der. Yanlis yapiyoruz galiba...
- Nasil yani?..
- Heyecana kapildik, sorup sorusturmadan buraya getirdik cenazeyi.
Kim bilir belki hanimi vardir, belki yetimleri?..
- Dogru, öyle ya, neyse... Sen basini bekle, ben mahalleyi dolanip geleyim.
Vezir cüzüne, tesbihine döner, padisah garip maceranin basladigi noktaya
kosar. Nitekim sorar sorusturur. Nalincinin evini bulur. Kapiyi yasli bir kadin acar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefati bekler
gibidir.
-Hakkini helal et evladim, der. Belli ki cok yorulmussun. Sonra esige cöker, ellerini yumruk yapar. sakaklarina dayar...
Aglar mi? Hayir. Ama gözleri kisilir, hatiralara dalar belki. Neden sonra silkinip cikar hayal dünyasindan...
- Biliyor musun oglum? Diye dertli dertli söylenir...
Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Aksamlara kadar nalin yapar...
Ama birinin elinde sarap sisesi görmesin; elindekini avucundakini verir satin alirdi. Sonra getirip dökerdi helaya!..
- Niye?
- Ümmeti Muhammed icmesin diye...
- Hayret...
- Sonra, malum kadinlarin ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin
zamaninizi satin aldim mi? Aldim, derdi. Öyleyse simdi
dinlemeniz gerek... O ceker gider, ben menkîbeler anlatirdim onlara...
Mizrakli ilmihal. Hucceti islam okurdum...
- Bak sen! Millet ne saniyor halbuki...
- Milletin ne sandigi umrunda degildi. Hos, o hep uzak mescidlere giderdi.
Öyle bir imamin arkasinda durmali ki, derdi. Tekbir alirken Kabe'yi görmeli...
- Öyle imam kac tane kaldi simdi?
- iste bu yüzden Nisanci'ya, Sofular'a uzanirdi ya... Hatta bir gün;
- Bakasin efendi, dedim. Sen böyle böyle yapiyorsun ama komsular
kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada...
- Dogru, öyle ya?..
- Kimseye zahmetim olmasin, deyip mezarini kendi kazdi bahceye.
Ama ben üsteledim. is mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yikasin, kim kaldirsin?
- Peki o ne dedi?
- Önce uzun uzun güldü, sonra;
- Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padisahin isi ne?
alıntı
MERHABA ..!!

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "MeRaL" (8.09.2011, 12:57)


  • "Artık yok" bir erkek

Mesajlar: 22,339

Kayıt tarihi: Jul 6th 2007

  • Özel mesaj gönder

6

Thursday, 8.09.2011, 13:31

Alıntı

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "MeRaL"

ne gördün gene işine yaramayan
:thumbsup:
MERHABA ..!!

MeRaL

Jüri

  • "MeRaL" bir kadın

Mesajlar: 5,308

Kayıt tarihi: Jan 6th 2007

Konum: NRW

  • Özel mesaj gönder

7

Thursday, 8.09.2011, 13:57

sıkıntılı sıkıntılı

Türkce karakterlerde "ı" eksik oldugu icin, bazi kelimelerde düzeltme yapma geregi duydum, sizinde isinize yaramayacagini düsünmüstüm.
Cok lazimsa ekleyeyim ı yerine i harfini? :dusunceli:
Birileri kendini Bir B.. saniyormus, o yüzden geldim :kkahkaha:

  • "Nisa Nisa" bir kadın

Mesajlar: 20,947

Kayıt tarihi: Sep 29th 2008

Konum: izmir

  • Özel mesaj gönder

8

Thursday, 8.09.2011, 14:48

ablam gerçektende çok güzel bir hikaye
paylaşan yüreğine sağlık
çok begenerek okudum
tşkler
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم .

  • "Artık yok" bir erkek

Mesajlar: 22,339

Kayıt tarihi: Jul 6th 2007

  • Özel mesaj gönder

9

Thursday, 8.09.2011, 15:50

Türkce karakterlerde "ı" eksik oldugu icin, bazi kelimelerde düzeltme yapma geregi duydum


hee anladım tüm atılan mesajlara bu şekilde dikkat edip uyguluyosanız ne mutlu bana
daha ne isterimki :) :D
tşk ediyim bari :thumbsup:
MERHABA ..!!

MeRaL

Jüri

  • "MeRaL" bir kadın

Mesajlar: 5,308

Kayıt tarihi: Jan 6th 2007

Konum: NRW

  • Özel mesaj gönder

10

Thursday, 8.09.2011, 16:21

"BANA BİR BEN LAZIM BİRDE YARADAN,ÖTESİ YALAN" Diyen Hz.Mevlana'nın görüşündeyim ve yanlışa yanlışla yanıt vermemek için Allah'a sığınmaktan yanayım.O görür,O duyar,O ne yapacağını bilir :S

Aynen öyle ablacim :aro: senden
Birileri kendini Bir B.. saniyormus, o yüzden geldim :kkahkaha:

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın

Mesajlar: 47,557

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

11

Thursday, 8.09.2011, 16:32

Sizlerdende :aro: ablam ...
Allah çok büyüktür o herşeyi görür, bilir ötesimi? Gül geç :_)

Benzer konular