Benim babam öldü,
yaşarken gömdüm ben onu,
ama toprağa değil, içime en derine.
Babalar kızlarını severmiş öyle diyorlar,
babalar kızlarının ilk aşkıymış,
hep yalan söylüyorlar,
benim babam beni sevmek dışında herkese açtı o kalbini;
taş olmuş kalbini,
benim babam olmadı ki hiç
hep yalanları evlat edindi kendine,
yabancıydı bana.
Babamın tutması gereken eller acıya sarıldı
acıyla büyüdü,
onunla yeşerecek tüm çiçekler içimde soldu,
sulayamadım ki hiç onları
babam izin vermedi tüm yaşlar gözümden aktı.
Ben babamı hiç tanımadım yıllarca yanımdaydı,
hep aynı evin içindeydik,
ama ben babamı hiç tanımamışım.
Ben dışında herkesi sevebilmiş,
ben yokmuşum,
ben kimmişim bilmemiş hiç
bir baba evladına kıyar mı
o bana kıydı,
defalarca kez üstelik
ve gül bahçesi yok yanaklarımda.
Gülmedi bana hiç,
bir baba kızına sevgiyle nasıl bakar bilmiyorum ben,
fakat bir baba bir kızın nasıl tüm duygularını köreltir çok iyi öğrendim.
Babalar kızlarının dayanağıdır derlerdi eskiden duyardım,
sırtını yaslarmışsın o seni hep korurmuş;
niçin peki,
neden benim sırtımı dayamam gereken adamın açtığı yaralar var hep sırtımda,
nasıl bu kadar acı bindirdi omuzlarıma?
Baba,
sana son baba diyişlerim olacak bunlar,
bende hakkın var mı bilmiyorum varsa da helal etme lütfen
senden helallik de istemiyorum,
artık acıtma daha fazla canımı
eskiden vurduğun yerlerden daha çok acıtıyor söylenen sözler,
daha çok utanıyorum artık;
aslında sen bana vurduğunda hiç acımamış canım,
yalanların o kadar ağır ki taşımıyor omuzlarım.
Ben seni hiç üzmedim baba,
ama sen çok güzel vazgeçtin benden
artık yıllar sonra toprağında solacak her çiçekte beni hatırla gittiğin yerde,
senin cenaze namazın aylar önce kılındı benim içimde..
