“İnsan namazda kıyâma durunca [ ﺍ ] “elif” olur.
Rükûya eğilince [ ﺪ ] “dal” olur.
Secdeye varınca [ ﻣ ] “mîm” olur.
Bu şekilde namazı tamamlayınca “elif- dal ve mim” den
oluşan âdem (ﺍﺪﻣ) olur.
Yani adam olur…”
Hz.mevlana
Ey Sevgili!
Mecnun gibi aklından,
Kerem gibi bedeninden vazgeçmek.
Yârdan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan, uyanıklıktan
Ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince..
Senin için senden vazgeçmişim.
Bilesin.
"Duasız üşürmüs yürekler bil! Sana bir dua eden olsun,
Seninde bir dua ettiğin!.
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık Kapılar açan..
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan!"
AŞKa sen diye bakmadıktan sonra ben aşkı neyleyim? Seni ruhuma cemre diye damlatmadıktan sonra ben bu bedende neyleyim? AŞK da sen,hasret de sen, ben de sen..
MEVLANA der ki;
Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme…
Sen dağları seyret…
Yenik düşüyorsan özlemlerine,Aldırma, Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset...
Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma, Ay ışığını seyret. SABRET..
Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun….
Sabret ki herşey gönlünce olsun..
Mutluyum!..
Çünkü yol yakınken dönüşlerim var…
Huzuruma şaşırmayın!..
Çünkü yarı yolda duranlardan, koşar adım gitmişliğim var…
Kızmayın aşktan caymışlığıma,
Benim karşıdan tanımama gibi bir özrüm var…
Gelsin hayat bildiği gibi, elinde ne varsa hayata dair.
Ötesi hiç bir şey ya da vesair...
Gerisi MİSAFİR!..