Üzülme! Dert etme can!
Görebiliyorsan, Dokunabiliyorsan, Nefes alabiliyorsan, Yürüyebiliyorsan, Ne mutlu sana!
Elinde olmayanları söyleme bana Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme! Geceler hep kimsesiz mi geçecek? Gidenler dönmeyecek mi?
Yitirdiğin her ne ise Bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış
Bil ki Güzellikler de var bu hayatta Gel git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?
“Hüzün olgunlaştırır” “Kaybetmek sabrı öğretir”
Şimdilerde bol bol dua et. Hasat yakındır can!
Kaderini sev! Varsa kederini de sev! Üzülme hastalıklarına Gör, hangi günahlarına kefaret olacak
Terk edildin diye de üzülme. Demek ki sevebilecek bir yüreğin var.
Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten. gülden hiç ders almıyor musun? bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez. hale razı oluş şükürdür. gül de daimi bir şükür makamındadır. hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler. o halde yüzün gülsün ..!
Ey gönül! Anlamayanlar seni üzerler,
rahatsız ederler; hatta seni deli, divane ederler, elini ayağını bağlarlar.
Sen içi tatlı, özlü bir yemişe benzersin, bu yüzden seni hep kırarlar…
Lisanı ağızda olana değil, lisanı gönülde olanlara yar et bizi.Tebessümü simasında olana değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi. Aşkı Tende sanana değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi.