Seni karanlıklar arasında bir mumun şavkında aramak... Mum gibi dik olup doğrulmak.. Sonra gittikçe yanarak erimek.. Eridikçe özüne yaklaşmak gibi bir şey... Adını koyamıyorum bunun... Yanıyorum işte, kuruyorum... Var mı ötesi...
Yıllardır ruhumun gurbetinde yaşamaktan tükendim. Kendi yaramı görüp, ona
sarılamadığım için, ondan akan kanla yıllardır zehirleniyorum. Yıllardır
senin yanında, ama senden çok uzakta kalmaktan sevgim acıyor. Birlikte
yarattığımız bu hayattan kopuk imgeyi bırakıp, kendime doğru yürüyorum.
Hayatı ve seni buradan seyrediyorum. Odandasın ve tek başına dans ediyorsun....
İyilik ve sevgiyle gülümsüyorum; seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem
gerekmiyor. Oradasın ve varsın işte ...
Nereye gitsem içimde hissediyorum seni..
Hayatın bütün renkleri yüzünde...Odanda tek başına dans ediyorsun...
İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni...
Sen yine de bana, "nasılsın?" diye
sorma...
"iyiyim" desem yalan olur,
"kötüyüm" desem inancıma
dokunur.
En güzeli, şükre vurayım..."
_____ Can Yücel _____
Hepimiz kendi rengimizin peşindeyiz,değil mi kelebeğim?
Hepimiz bir ipin ucundan çekiyoruz,değil mi?
Bazen kendimizden geçiyoruz değil mi,bazen birbirimizden?
Bazen de içimiz sıkılıyor değil mi,vazgeçiyoruz yürümekten?
Yürüdükçe uzuyor dünyanın boyu. Yürüdükçe artıyor mesafeler.Yürüdükçe bir yere gitmiyor ayaklarım. Yürüdükçe daha çok kanıyor dizlerim.Yürüdükçe genişliyor titremelerim.Yürüdükçe çoğalıyor içimde bir kelebek sıtması.Yürüdükçe takılıyorum tarihimin değişmez engeline.
Tükeniyor ruhumun adımları.
Yorgunum kelebeğim biliyor musun?
Yorgunum!
Çok!