Zihnimin yorulduğunu anlar eski Türk filimi açarım.Gülümseyerek seyreder dinlenirim.Hissizimdir,bildiğim hikayedir.Rol belli,karakterler belli,sahneler bellidir.Sadece şekiller değişir.Özelliklede seçilen figüranlar...Hiç seyretmemiş biri sana kızar "Ya ne kadar hissizsin bu sahnede neden gülümsüyorsun" der.
Susar izlemeye devam edersin.Sonra dersinki "Bak şimdi bu kötülükler yapan birazdan zor hallere düşecek.Ağlamaya sızlanmaya başlayıp kendini acındırma rollerine girip dönüş yapacak.Çünkü figüranlar onu terkedecek yine yalnız kalıp pişman olacak."Aynen öyle olur.Sonra değişmiş gibi rol kesen oyuncu yine aynı şeylere başlar ve tabiki iyiler kazanır o hep kaybeder...Falan filan
İşte burdada bazen diyorum pes be kardeşim bu kaçıncı rolün bu kaçıncı aynı sahne.Bakıyorum, yinemi diyor sonucu tahmin edip gülüp geçiyorum.Tükendi artık ezberletti.Malum başlangıç belli, sonuç belli.Bildiğin eski Türk filmi sahneleri