"Mehmedim sevinin başlar yüksekte
Ölsek de sevinin eve dönsek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet elbet bizimdir
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir."
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...
Sabrın sonu selamet, sabır hayra alamet
Bela sana kahretsin, sen belaya selâm et!
Felah mı,onda felah,silah mı onda silah
Sen de kim oluyorsun, asıl sabreden Allah!
Ölümü sığdırmaz, Akıl daracık koğuk
Ölemez, çıldıramaz, Ağlarlar boğuk boğuk
Ilaç yarım şişede, Koltuk mahzun köşede
Ev halkı telaşede, Ölü yerde sopsoğuk...
Sen dünden gelirsin, ben yarından gelirim
Doğmadık bebekler diyarından gelirim.
Sen müebbet inkârda kılmışsın kararı
Ben Kalubelâ’nın ikrarından gelirim.
Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak..
Adımlarım ürkek olsa da
yollarım sana,
Sabrım sana
Biliyorum bu firar girişimi
Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben
Farkındayım Biletsizim
Bir o kadar da öznesiz