You are not logged in.

Dear visitor, welcome to AllaTurkaa. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

EmR@H

Intermediate

  • "EmR@H" started this thread

Posts: 363

Date of registration: Sep 8th 2006

  • Send private message

1

Thursday, October 5th 2006, 7:17pm

iste bir turk subayi

Türk Subayi Kimdir...

Hakan EVRENSEL emekli bir subaydir. Güneydogu Anadolu''da terörle
mücadele etmistir. EVRENSEL daha sonra istifa ederek, Güneydogu
Öyküleri-1,2,3 adli üç kitap yayinlamistir. Bu kitapta subay,
doktor, hâkim, savci ve er olarak, Güneydogu Anadolu'da,
"emperyalizmin isbirlikçisi PKK''ya karsi mücadele edenlerin
mücadele anilari anlatilir.
Üç kitapta defalarca basilmistir. Simdi üç cilt bir arada
"Güneydogu Öyküleri" adi ile yayinlandi. Ogullarinin
yigitligini anlamak isteyen bir milletin okumasi gereken bir
kitaptir EVRENSEL'in kitabi. Bütün kitapçilarda bulmak mümkün.


Bugün size bu kitaptan bir hâkimin anilarini aktarmak istiyorum.


Güneydogu''nun küçük bir ilçesinde görev yapan hâkim ilçe
disindaki lojmanindan görünen karakolun bir gecesini söyle
anlatir:


Lojmanimizin balkonundan o karakol görünürdü. Yaklasik bir
aydir her istihbarat kaynagindan karakolun basilacagi haberi
geliyordu. Üstelik baskinin simdiye kadar yapilanlardan çok daha
büyük olacagi söyleniyordu. Yakin birliklerden timler getirildi,
karakolun etrafina mayinlar dösendi, agir silahlarla takviyeler
yapildi ve baskin beklenmeye baslandi.


"En son gelen istihbaratta baskinin saati ve baskina katilacak
terörist sayisi bile veriliyordu. 22.10, bes yüz terörist.
Karakol o gün basilmadi."


"Bir gün sonra, bildirilen saatte cehennem basladi. Balkonumuzdan
izledigim dehset dolu manzarada, daire haline gelmis teröristlerin,
dairenin ortasina, gecenin karanliginda atesleri parildayan
silahlari ateslediklerini görüyordum. Karakolun, havan ve roket
mermilerinin patladigi yerde oldugunu biliyorduk. Tam anlamiyla
çember içine almislardi. Lojmandan ayrilip dogruca jandarmanin
binasina gittik. Karakolun merkezi, telsizle, sürekli timlerden
durumlarini bildirmelerini istiyor; dis emniyette bulunan timler de
bu çagrilara cevap veriyor, havan ve uçaksavar atesi istedikleri
yerleri de tarif ediyorlardi."


"Bir süre sonra telsiz konusmalari, timlerden birinin üzerine
yogunlasti. Timden bir türlü cevap alinamiyordu. Üst üste,
defalarca çagri yapiliyor ancak bir türlü timle irtibata
geçilemiyordu. Konusmalari takip eden askerler timden ümitlerini
kesmislerdi. Ama bir yandan da çagrilar devam ediyordu. Bir saat
kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu: "Yaralilarim var,
yaralilarimi alin." Tüylerimiz diken diken olmustu. Hemen cevap
verildi. "Tamam, Suat 3, sakin olun, az sonra birlik çikacak."


Ilk yarali haberi, bu saatlerdir aranan timden gelmisti. Tim
komutani konusurken arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes bu
sözler üzerine yorum yapiyordu. Telsizin basindaki tim
komutanlarindan biri, bu timde sehit oldugundan emindi. Merkezden
tekrar çagri yapildi. "Suat 3, irtibati kesme. Sakin olun!"
Cevapta bir degisiklik olmadi : "Yaralilarim var. Kan
kaybediyorlar. Yaralilarimi alin!"


"Ve tam bir buçuk saat, beser dakika arayla Suat 3 kodlu timle
muhabere aynen bu sözlerle sürdü : "Yaralilarimi alin", "Sakin
olun, geliyoruz." Hepimiz o time kimsenin yardima gidemeyecegini çok
iyi biliyorduk. Karakola düsen mermi sayisinda azalma olmuyor,
aksine, takviye alan teröristler baskinin siddetini gittikçe
artiriyorlardi. Kimsenin, degil karakolun disina çikmak, mevzi
degistirebilecek firsati dahi olmadigi apaçikti."


"Bir süre sonra, Suat 3''ün telsizinden hirs dolu kelimelerini
isittik: "Hemen gelip yaralilarimi almazsaniz, karakola dönüp
bölügü tarayacagim."


Hepimiz sok olmustuk. Hemen tabur komutani devreye girdi. Hemen
hemen ayni sözcüklerle tim komutanina sakin olma çagrisi
yapti. Ama ise yaramiyordu. Tim komutani "Yaralilarimi alin!"
disinda baska bir sey demiyordu. Tabur komutaninin da telsizi
birakmasiyla, bir saat kadar daha tim komutanindan ses çikmadi.
Birer dakika arayla yapilan yogun çagrilara cevap vermedi. Hepimiz
tim komutaninin da sehit oldugunu düsünüyorduk. Içim
burkuluyor, basim dönüyor, tanik oldugum bu anlardan nefret
ediyordum. Telsizin basina tim komutaninin okuldan devre arkadasi
geldi. Son bir ümitle eline mikrofonu alip, cevap beklemeden,
telsizin kodlarini da kullanmadan, konusmaya basladi : "Devrem ben
Hüseyin. Geçmis olsun devrem. Biraz daha dayan olur mu? Bak destek
timleri yola çikti. Sana dogru geliyorlar. Devrem aman pes etme
olur mu?"


"Telsizin mandalini birakip beklemeye basladi. Hepimiz Motorola
marka, duvara monteli telsiz cihazinin hoparlör kismina
gözlerimizi dikmis bekliyorduk. Ve konustu : "Devrem, bölük
komutani nerde?" Hepimiz derin bir "Oh!" çektik. Telsizden, "Izinde
devrem" yaniti verildi. Suat 3, artik tükenen bir sesle konusmayi
sürdürdü: "Ne olur yaralilarimi alin. Bende yaraliyim."


"O ana kadar kendisinin de yarali oldugunu söylememisti. Hepimiz
donup kalmistik. Telsizin basindaki devre arkadasi da bu sözü
üzerine mikrofonu firlatti ve odadan çikti. Ben kapinin hemen
esiginde ayakta duruyor, duyduklarim ve gördüklerimle bir tarihe
taniklik ettigimi düsünüyordum. "Ben de yaraliyim" dan sonra
yine ses kesildi. Sabaha kadar hiç konusmadi Yüzlerce kez yapilan
çagrilara cevap vermedi. Artik onun sehit olduguna ben de
inanmistim."


"Gün agarirken hepimiz yorgun düsmüs, telsizden yapilan "Suat
3, Konusan Suat, Cevap ver!" çagrisindan bikmis halde bir
kösede yigilmisken, birden telsizin mandalina basildigini
fark ettik. Telsizden silah sesleri geliyordu. Ve on on bes saniye
sonra hayatim boyunca unutamayacagim bir Istiklâl Marsi
dinlemeye basladim. Mandala sürekli basildigi için bütün
telsizlerin konusma imkâni durmustu."


"Çatismanin altinda yarali bir tim komutaninin, makamiyla
söyledigi Istiklâl Marsi'ni dinliyordum. Gözlerim dolmustu. O
ana kadar duydugum en güzel Istiklâl Marsi''ydi. Birinci
dörtlügü bitirdi. Ikinci dörtlükte sesi çatallasti. Kelimeler
uzadi. Ama marsi söylemeyi birakmadi. Bozuk bir ses tonuyla,
kendini zorlayarak okumaya devam etti. Marsi bitirdiginde, ben de
bitmistim. Hemen orayi terk ettim."


"Bir daha onun sesini hiç duymadim. Toplam 22 sehidin verildigi o
baskin gecesinde, vücuduna saplanmis 7 merminin acisiyla
söyledigi Istiklâl Marsi'ni ruhuma isleten tim komutaninin
ölmedigine ise hâlá inanamiyorum."


Hâkimin anilari burada sona eriyor;
Iste benim Türk subayindan anladigim budur. Vücudunda yedi
mermi oldugu halde makami ile Istiklâl Marsi söyleyen adamdir.
Istiklal Harbi'ni kazanan, Kocatepe'den Mustafa Kemal ile Izmir'e
akan ruh bu ruhtur. Bu ruh, alp eren akinci ruhudur. Bu ruh Kürsad
ile Çin Sarayi basar. Alparslan ile Anadolu'yu yurt eder. Mohaç'ta
bir devleti birkaç saat içinde yüzlerce sene için yok eder. Gazi
Osman Pasa ile Tuna'yi durdurur. Gazi Mustafa Kemal ile emperyalizmi
Anadolu'da bogar. Ve onlar gögüslerinde Kocatepe'de Atatürk'ü
tasirlar.

slowcu

Master

  • "slowcu" is male

Posts: 3,614

Date of registration: Jun 1st 2007

Location: İstanbul

  • Send private message

2

Thursday, June 21st 2007, 5:48am

güzel yazi gercekten

melye

Super Moderator

  • "melye" is female

Posts: 23,448

Date of registration: Feb 6th 2010

Location: ...HiÇ...

  • Send private message

3

Friday, July 9th 2010, 2:55pm

haha işi ilerletmiş bide slayt yapmış tankonb ye bak bea :P ha gayret 100 olacan bu gidişle de...ne geçecek eline bizde beklioz bakem :P :D

Sütlac

Professional

  • "Sütlac" is female

Posts: 2,154

Date of registration: Jun 3rd 2008

Location: Kase / Buzdolabi

  • Send private message

4

Friday, July 9th 2010, 7:37pm

tnkonbyiunutturmam40 oldugunda kirkini cikaralim ^^