Giriş yapmadınız.

1

Tuesday, 9.12.2014, 10:32

Sevmen Yetmiyor Sahiplen İstiyorum...

Sevmen Yetmiyor Sahiplen İstiyorum
Ne tuhaf değil mi, eskiden hep beni sevecek bir karşıma çıksın diye dua ediyordum. Sen geldin! Sonra benim sevdiğimden daha çok sevsin diye dua ettim, çok sevdin…

Şimdi beni sevmen yetmiyor, sahiplen istiyorum. Neredeyim, neredesin, beni özledin mi, kaç kere düşündün söyle istiyorum.

İnsanın özünde var işte bu doymazlık hali…. Önceleri karnım aç yemek diye dua edersin, simitle peyniri bulsan sevinçten bayram edersin; ardından bir et koyar önüne biri, bunun sosu nerede diye isyan edersin.

İnsan olmanın çiğ hali bu sanırım, hep daha fazlasını istemek. Önce maaşlı bir iş, sonra maaşa zam, ardından daha çok para ve patronluk hayali isteriz. Arabamızın markası, evimizin odası, sonra yazlık, sonra bir tane daha kışlık, olmadı tekne, yetmediyse bir de uçak isteriz.

Biz hep daha çoğunu isteriz. Herkes aradığı insanın ilk özelliğini dürüstlük diye açıklar. Sonra ben bu aralar kilo mu aldım diye sorup, sevgili evet dediğinde kavga çıkarırız. Helal süt emmiş, güvenilir, dürüst adama, çalıştığı yerde çaktırmadan halletsin diye gelen parayı kabul etmediği için bağırırız.

Biz birini ararken alırken sütüne bakarız, sonra onu, zamanında bize çok çektiren sütü bozuğa çevirmeye uğraşırız.

Biz ilişkilerden ne istediğimizi tam olarak bilmeyiz ama biliyormuş gibi yaparız. Lafa gelince mangalda kül bırakmayız ama icraata gelince hiç kolumuzu kaldırmayız.

Birini çok sever, elimizde avucumuzda ne varsa veririz. Üstelik muhtemelen bu en hak etmeyendir. Ardından gelen iyi niyetli sevgiliden, daha önce verdiklerimizin bedelini isteriz.

Biz birilerinin canını acıtırız, kendimizi haklı çıkaracak bir sürü sebep sayarız. O gider başkasının canını acıtır. O da başkasını yakar, sonra o yanan da bir gün bize çarpar. Adalet böyledir, biz bilmesek de, fark etmesek de, bir yerlerde verdiğimiz acıyı, başka yerde katıyla öderiz.

O yüzden şimdi ben senden ilk istediğim şeyi istiyorum, beni sevmeni… Eğer sevginin içinde istediklerimiz yoksa; ya bitireceğiz bu ilişkiyi, ya birlikte öğreneceğiz yeniden sevebilmeyi
[align=right][img]http://fs2.directupload.net/images/150701/xi52odwe.png[/img][/align]

2

Saturday, 13.12.2014, 04:24



Seninle aramızda saat farkı değil şehir farkı vardı sevgilim.
Ne yazık ki hiç göremedim yıllarca kaldığın odanı.
Eşyalarının dağınıklığını.
Ama hepsinin yerini ezbere biliyordum sanki.
Çünkü seni seviyordum.
Kilometrelerce uzağından hissediyordum seni.
Seni doğuranı hiç göremesem de sesi sanki annemin sesi gibiydi.
Ailem ailen olmalıydı.
Seninle aile olmalıydık.
Hiç görmediğim, hiç gitmediğim, tek bir sokağını dahi bilmediğim bir şehir de nefes alıyordun.
Aynı nefesi içlerine çekiyorlardı seninle.
Kıskanıyordum.
Aşk dokunmak değildi.
Aşk sarılmak değildi sadece.
Aşktan da fazlasıydı bu.
En fazla, çok daha fazlasıydı.
O yüzden ayrılığımız da da acıların en büyüğünü yaşadık.
Seni görmeden sevmiştim çünkü ben.
Gelemediğim şehrini,
Kalamadığım evini,
Sarılamadığım bedenini sevmiştim.
Sonra biz seninle ayrıldık.
Hakkını yiyemem sen de beni çok sevmiştin.
Ama dedim ya ayrıldık.
Böyle kolay yazdığıma bakma,
Kürtajını ikimiz yapmıştık.
İçimizden yarım kalan tüm yaşanmamışlıkları aldırmıştık.
Ve ben tek bir şey için yaşadığımı sanıyordum daha düne kadar,

Bir bardağı bile nasıl tutup su içtiğini görmemişken,
Ellerimi tutacağın günün hayaliyle yaşıyordum ben '''
[align=right][img]http://fs2.directupload.net/images/150701/xi52odwe.png[/img][/align]

3

Saturday, 13.12.2014, 04:32



// BAZI AŞKLAR YARIM KALIR //

Yağmurlu bir gündü.
İkisi de sırılsıklamdı.
Kadının saçları tel tel olmuş yüzüne değiyordu.
Sanki bulut ilk kez ergenliğe girmiş gibi boşalıyordu.
Adam kirpiklerine kadar ıslanmıştı.
Kadının gözleri öyle güzeldi ki,
Adam kendi gözlerinden utanıp bakamamıştı.
Kadın içinden geçirmişti.
Nasıl bir gülüştü adamın gülüşü.
Ölüyü diriltir, yarayı iyileştirir, cehennemde yanarken cenneti yaşattırırdı insana.
Kadının elleri çok üşüyor olmalıydı.
Eldivenlerine bile dikkat etmişti adam.
Kadın başını önüne eğmiş yoluna devam etmişti.
Adam o an nereye gitmekte olduğunu bile unutmuştu.
Kadını takip ediyordu.
Her akşam aynı saatte geliyordu adam, kadının her akşam girdiği evin önüne.
En son bir not yazıp bıraktı.
‘’Yağmurdan daha bereketli gözlerin’’
Kadın notu okur okumaz O’nun yazdığını anlamış ve aynı kağıda cevap yazıp bulduğu yere notu geri bırakmıştı.
‘’Ellerim bile seni görünce titreyen yüreğim kadar titremedi’’
Adam cevabı gördüğünde,
Tekrar okumuştu.
İnanamayıp bir kez daha
Sonra bir kez daha.
Birbirlerine şiirler yazmaya başlamışlardı.
Adamın el yazısı harika, kadının ki bir o kadar çirkindi.
Ama ne önemi vardı ki yazılanların dışında…
Sonra bir gün görüşmeye karar verdiler.
Kocaman bir aşk büyüttüler içlerinde.
Adam yolun bir karşısında kadın bir karşısındaydı.
Adam karşıya geçerken bir arabanın altında kaldı.
Öldü.
Ve kimse duymadı kadın içinden konuştu.

‘’Adamım.
Güzel gözlü, güzel yüzlü adamım.
Neden beni bırakıp gittin?
Ellerimle değil seninle tutundum ben hayata.
Daha sana yazımın neden çirkin olduğundan bahsedecektim.
Seni çok sevdim.

Ben daha sana parmakları olmayan ellerimi gösterecektim.’’
[align=right][img]http://fs2.directupload.net/images/150701/xi52odwe.png[/img][/align]

  • "MUSTAFA ÇİLEK" bir erkek

Mesajlar: 11,761

Kayıt tarihi: Mar 5th 2011

Konum: TOKAT

  • 1479656
  • Özel mesaj gönder

4

Tuesday, 10.02.2015, 23:11

Çok güzel emegine ellerine ve yazan yüregine saglık



Okyanusları akvaryuma sıgdırdım
Yıldızları kalbime sıgdırdım
Ben sana aşık oldum bir tanem
Gölgemde seni gördüm

Gelen rüzgarda seni hissettim
Her güneşin doguşunda
Güneşin her batışında
Seni hayel ettim seni düşledim

Güneşin doguşunda sen
Bana sen ümit verdin
Sensiz gecen günlrime yandım
Güneşin her batışında

Bana sen acı verdin
Yinede ben seni çok sevdim



Kalem yazar gönülden geleni ne gelirse dil söyler iki dudagın aransından cıkan kelimeleri el ise sıraya dizer
Umutla Baktıgım Gözlerimle Kaybettigim Göz Yaşlarım